Kuran’da güzel söz imanın en somut göstergelerinden biri olarak defalarca vurgulanmıştır. Namaz, oruç gibi ibadetler nasıl insanın tercihine bırakılmamış ve vakti geldiğinde yerine getirilmesi farz kılınmışsa, güzel sözlü olmak da aynı şekilde farz olan bir ibadettir. Allah’ın farz kıldığı hükümler göz ardı edilmeyip uygulandığında insanlar cennet mutluluğuna yakın bir sevinç, neşe, özgürlük ve güzellik içinde yaşarlar. Allah tarih boyunca tüm iman edenlerden namaz kılmaları, zekatı vermeleri gibi insanlara “Güzel söz söylemeleri”, yardımsever ve iyi huylu olmaları konusunda söz aldığını bildirmiştir:
Hani İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin” diye misak almıştık. Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz ve (hala) yüz çeviriyorsunuz. (Bakara Suresi, 83)
Bir Müslüman karşısındakinin tavrı ne olursa olsun güzel sözlü olduğunda, insanlara iyilikle ve güzellikle davrandığında Rabbimiz’e verdiği sözü yerine getirmiş olur.
Allah güzel sözlü olmanın bir insanı, Kendisi’nin beğendiği, sevdiği ve razı olduğu hale getireceğini bildirmiştir:
Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah’ındır. Güzel söz O’na yükselir, salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri tasarlayıp düzenleyenler ise; onlar için şiddetli bir azap vardır. Onların tasarladıkları ‘boşa çıkıp bozulur’. (Fatır Suresi, 10)
İnsanların bir kısmı her söze “gereken” cevabı verdiklerinde, güya haklarını kimseye yedirmediklerinde en onurlu ve izzetli tavrı gösterdiklerini zannederler. Bazı insanlarda da gereken cevabı vermezse, lafın altında kalırsa kendisinin saf sanılacağı ve kimsenin ona saygı duymayacağı kuruntusu vardır. Oysa mümin eğer bir hakkı varsa bunu savunmayı Allah’a bırakmıştır. Allah samimi temiz dürüst kullarını en güzel savunan, en güzel koruyan, hakkı en adil olarak yerine koyandır. Sivri dille, sertlikle, hemen gereken cevabı yetiştirerek güya kendisini korumak Allah’ın gösterdiği yol değildir. Müslüman sadece Allah’ın gösterdiği yola uyar.
Allah güzel sözü kökü sağlam dalları gökyüzüne ulaşan bereketli, çevresine de kendisine de güzellik sunan bir ağaca benzetmiştir:
Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir: Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir. Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah insanlar için örnekler verir; umulur ki onlar öğüt alır-düşünürler. (İbrahim Suresi, 24-25)
Müslüman güzel sözlü olduğunda ve güzel sözlü olmaktan hiçbir durum ve şartta taviz vermediğinde ayakları sapasağlam yere basar, Allah’ın hiç kopmayan ipine sarılmıştır. Allah güzel sözü de güzel sözlü olanı da sever ve sevdirir. Güzel sözlü olan kişi girdiği her yere sevinç getirir. Elektriği hep pozitiftir. Allah ona sayısız güzellik sunar. Sevenlerinin sayısını hep artırır. Her şeyi o kişiye nimet, her yeri cennet bahçesi gibi kılar. Güzel sözlü olmakta, sevmekte, fedakarlıkta, pozitif düşünmekte, cömertlikte, koruyup kollamakta kararlı olanı Allah her işinde başarılı kılar ve en umulmadık kapılar bu güzel ahlaklı insanlara açılır. Daha nice nimet Allah’ın sevgiyi esas alarak yaşayan müminlere nasip ettiği sırlardır.
Güzel sözlü olmakta sabırlı ve güzel ahlakta iradeli olmayanların hiç bilmediği ve yaşamadığı bir sır daha vardır. Kimse güzel söze karşı duramaz. En katı yürekli insanın bile güzel söz karşısında direnci kırılır. İlk anda kırılmasa veya gururuna ağır geldiği için etkilenmemiş gibi davransa da yıllar sonra bile olsa o güzel sözün, o samimi konuşmanın etkisi bu kişi üzerinde görülür.
0 Yorumlar